Benim yıldız kitaplarım
Yılın “En”lerini seçme modası olur Aralık ayında. En güzel seyahat rotalarım, en sevdiğim podcastler, filmler, şarkılar…2022’de okuduğum en güzel kitaplar üzerine konuşmak istiyorum. “En güzel” ifadesi yerinde mi oldu bilmiyorum, zira bana göre güzel olmayan kitap yoktur yeryüzünde, sadece bize hitap etmiyordur.
Kitap önerisinde bulunmak bir parça mantıksız gelir bana aslında. Çünkü herkesin karakteri bambaşkadır ve her yazarla anlaşacağız, önerilen her kitabı seveceğiz diye bir şey yoktur. Ama yine de okuma listemi büyük oranda önerileri dikkate alarak oluştururum.
Bu yıl 53 kitap okudum. Potansiyelimi tamamladığımı düşünmüyorum fakat yine de iyi bir sayı. Okuduğum kitapların hiçbirini diğerinden ayıramam fakat bazıları bende bambaşka ufuklar açtı. Yazının baslığını da yıldız kitaplarım koydum. Eski cağlarda insanlar yıldızlara bakıp yön bulurmuş ya hani. Bu güzel yıldızlar üzerine konuşmadan yılı bitiremeyeceğim.
1-İnsanın Anlam Arayışı- Viktor E. Frankl
Bir dönüşümün eşiğindesinizdir. Şartlar olgunlaşmıştır, ruhunuz bu değişime hazırdır fakat bir kıvılcıma ihtiyacınız vardır. Tam da öyle bir kıvılcım diyebilirim bu eser için. François Waguet “Bir kitap okudum hayatım değişti” adli makalesinde hayati bir kitapla değişiveren insanlardan bahseder. Elimde Dr. Frankl’ın bu eseri ile o makaleye yerleştiriyorum şimdi kendimi.
Avusturyalı psikiyatr, logoterapinin ve üçüncü Viyana Okulu’nun kurucusu olan Dr. Frankl bu eserinde sağ kurtulmayı başarabildiği Nazi kamplarında yaşadığı acı dolu deneyimlerini anlatır. Aynı zamanda kampta esir tutulan diğer mahkumların yaşadıkları olayları, maruz bırakıldıkları kötü olaylar sonucunda geçirdikleri fiziksel ve ruhsal dönüşümü uzman bir bakış açısı ile yorumlayarak okuyucuya verir. Yazarın yaşadığı onca olumsuzluğa rağmen hayatta bir anlam bulabilmesi ve buna var gücü ile tutunabilmesi insana umut veren bir anekdot.
Yazar bu eseri beğenilme amacı dahi gütmeden kaleme almış, hatta başlangıçta isimsiz yayınlamayı düşünmüş. Fakat eser dünyanın birçok ülkesinde 30’dan fazla dile çevrilmiş, milyonlarca kişi tarafından beğenilerek okunmuş.
İtiraf etmem gerekirse sayfa sayısı az olduğu için elime aldığım bir eserdi. Çocukça bir heyecanla, okuduğum kitap sayısı artsın diye okuma listeme eklemiştim. Fakat beni bu kadar etkileyeceğini, hayatımın bir daha eskisi gibi olmayacağını hiç düşünmemiştim. Niceliğe takılmamak gerektiğini, kalitenin kendini her türlü gösterebildiğini bu eserle bir kez daha öğrenmiş oldum.
Kitapta başka yazar ve düşünürlere de yer yer atıf yapılmış. Hatta Tolstoy’un eserlerini de bu kitap sayesinde okumaya başlamıştım ve bu beni bambaşka bir dünyaya götüren yeni bir yolun başlangıcı olmuştu.
İnsanlara umudunu kaybetme demeyi sevmem pek, bunun çaresiz, tükenmiş durumda olan bir insan için ne kadar anlamsız olduğunu bilirim. Fakat yine de bu eseri önerebilirim belki bir kıvılcım olur umudu ile.
2-Anna Karenina- Tolstoy
Bu sene eylül ayını Tolstoy’a vermiştim. İnce birkaç eserini okuyup konuyu kapatacaktım ki mevzu Anna Karenina’ya kadar geldi. 1000 sayfalık bu eseri, hele ki bir klasiği okumayı göze alamazdım. Fakat öncesinde yazarın İnsan Neyle yasar, Hayatin Anlamı, Şeytan, Polikuska gibi küçük hacimli eserlerinde dilini ne kadar çok sevdiğimi keşfettikten sonra, Kareninì okumayı göze alabildim ve eseri çok seveceğimden emindim. Nitekim öyle de oldu, devasa yapıt aktı gitti sanki önümden. Tek bir satırını dahi atlamadan okuduğum bu kitapta iki ana karakter ön planda; Anna Karenina ve Levin. Bana kalırsa Levin, Karenin’i fazlası ile gölgede bırakıyor. Her ne kadar aşk romanı diye anılsa da Levin üzerinden verilen ahlaki dersler çok daha ön planda. Aşk, evlilik, sadakatsizlik, güzel ahlak ya da ahlaksızlık… aklınıza gelebilecek birçok konuda çok güzel tahliller sunmuş yazar. Kahramanların iç dünyasını öylesine büyük bir ustalıkla vermiş ki, Tolstoy’dan başkasını bir daha okuyamam sanıyorsunuz.
Kitabın benim için bir diğer önemli yanı klasikleri okumayı sevdirmiş olması. Hayatım boyunca Klasik eserleri okumaktan sıkılan biri oldum. Kurgu eserlerden ziyade bilgi içerikli eserleri okumayı daha çok severdim. Fakat Karenin ile bu ön yargıyı aşmaya kararlıydım ve bunu başardığımı düşünüyorum. Ama şu da var ki herkes her yazar ile anlaşamaz, herkesle arkadaş olamadığı gibi. Tolstoy’ un dilini seviyorsanız bu eseri eminim bir solukta, sıkılmadan okursunuz.
3-Ahlak Mektupları-Seneca
Raffaello´nun Atina Okulu freskinde resmettiği şahsiyetlerden biri olsaydım, Diyojen’in yanında oturmuş Ahlak Mektuplarını okuyor olurdum. Bu kitap hakkında ne söylesem az kalır. Alberto Manguel her kitap içindeki birkaç söz için yazılır der. Biraz da abartarak şunu diyorum ki insan herhangi bir kitabın, herhangi bir yerine gizlenmiş birkaç satırı okumak için yaşar. Seneca’nın stoacı öğretileri insanın hayatında çok şeyi değiştiriyor. Eser yazarın o dönemde Sicilya’da vali olan Lucilius’a yazdığı ya da adadığı 124 mektuptan oluşuyor. Ahlaki değerlere, bilgeliğe, ruhun yüceliğine, hayatın geçiciliğine yaptığı vurgu insanı derinden etkileyecek nitelikte. Gerçek bir başucu yapıtı. Öyle ki kitaplığımda yer almayacak, hep yastığımın altında yanı başımda olacak gibi duruyor. Felsefe severlerin beğeneceği bir eser olduğunu düşünüyorum.
4-Martin Luther-Eino Sormunen
Eser Martin Luther’in hayat hikayesi ve öğretilerini ele alıyor. Reforma giden yolda Luther’in yaşadığı zorluklar, yaşam deneyimleri etkileyici bir dil ile verilmiş. Ya da ben çok heyecan duydum bilmiyorum. Zira içinde akıl yürütme, sorgulama, aydınlanma yer alan her şeyi okumayı çok seviyorum. Duru, katışıksız, hesapsız kitapsız bir tanrı inancının, din tüccarlığından nasıl ayrıldığını gözler önüne seren bir eser. Luther’in saf inancı, haksızlığa, mantıksızlığa karşı dik duruşu, inandığı doğruların peşinden yılmadan gitmesi ilham verici nitelikte. Luther bir Rönesans incisidir bana göre. Ben inanırım ki her çağ, her yüzyıl, hatta her insan hayatı bir rönesans taşır içinde. Herkesin bir Martin Luther’i vardır ya da kendi bir Martin Luther’dir.
Hayatınızda bir anlam, bir dönüşüm arıyorsanız, ilham verecek bir biyografik eser.
5-Hayvanlardan Tanrılara Sapiens- Yuval Noah Harari
Sapiens’in yanısıra 2022 yılında Harari’nin 21. Yüzyılda 21 Ders ve Homo Deus eserlerini de okudum. Hiçbirini birbirinden ayıramam, o kadar ki bilgi dolu, okunmaya değer eserlerdi. Fakat içlerinden birini okuyacaksanız Sapies’ten başlamanızı öneririm. Dünya tarihi okumayı seven biri olarak aklıma bile gelmeyecek mevzular hakkında bilgi edinmiş oldum. Tarım devriminden coğrafi keşiflere, sanayi devriminden günümüz teknolojilerine kadar her şeye biraz biraz değinmiş ve inanılmaz güzel bir tablo sunmuş yazar. Salt bilgi veren bir dille değil, yer yer edebi bir uslup ve akılcı bir yorumlama ile ele alınmış bir eser. İnsanlık tarihine hızlı bir geri bakış. Bilgiye aşık her okurun zevkine hitap eder diye düşünüyorum.


Yorumlar
Yorum Gönder